Déjà Vu hakkında en çok merak edilen konulardan biri de filmde işlenen “dejavu” hissinin gerçek olup olmadığı. Özellikle zaman ve hafıza temalarını merkeze alan yapısı nedeniyle birçok izleyici, filmde anlatılan fikirlerin bilimsel bir karşılığı olup olmadığını araştırıyor.
Déjà vu, insanların bir anı daha önce yaşamış gibi hissetmesi durumuna verilen isimdir. Bilim dünyasında bu hissin neden oluştuğuna dair farklı teoriler bulunuyor. Genellikle:
- beynin kısa süreli bilgi karışıklığı
- hafıza gecikmesi
- algı senkronizasyonu problemleri
gibi açıklamalar öne çıkıyor.
Ancak Déjà Vu bu hissi yalnızca psikolojik bir durum olarak değil, zaman kavramıyla bağlantılı bilim kurgu fikri olarak kullanıyor.
Filmdeki teknoloji:
- geçmişi izleme
- zaman akışını gözlemleme
- olaylara müdahale etme
fikri üzerine kuruluyor. Gerçek hayatta böyle bir sistem bulunmuyor. Bu nedenle film tamamen kurgu bir yapıya sahip.
Yine de filmin dikkat çekmesinin nedeni, insanların gerçek hayatta da zaman zaman “bu anı daha önce yaşadım” hissini deneyimlemesi. Bu durum filmi izleyen kişilerde daha güçlü bir gerçeklik hissi oluşturuyor.
Filmin psikolojik tarafı özellikle:
- hafıza
- zaman algısı
- bilinç hissi
- kader düşüncesi
üzerinden ilerliyor.
Benzer şekilde gerçeklik algısı ve zihinsel çözülmeyi işleyen Stay de izleyiciyi sürekli gerçek ile zihinsel algı arasında bırakıyordu.
Déjà Vu’nun yıllardır konuşulmasının temel nedeni de burada ortaya çıkıyor. Film yalnızca aksiyon ya da polisiye değil; aynı zamanda insanların zaman ve hafıza hakkındaki korkularını kullanan psikolojik bir gerilim atmosferi kuruyor.
Kısa Cevap
Déjà Vu gerçek bir hikâye değildir ancak filmde kullanılan dejavu hissi, bilimsel olarak araştırılan gerçek bir psikolojik durumdan esinlenmektedir.




















